19 Haziran 2012 Salı

Ucubelerin Kraliçesi Kel Alev Öldü

Ucubelerin kraliçesi Kel Alev öldü bugün. Bunu bir ben biliyorum bir de kadim dostu olan Selay Su biliyor. Bana da O söyledi, Ölmüş! . Kel Alev öldü diye hiç kimse saygı duruşunda bulunmayacak. Bir Fatiha okuyanı çıkmayacak. Ne acı. Gerçi ben ölünce de aynısı olacak. Ya da olmalı...

Size Kel Alev hakkında bildiklerimden söz etmek istiyorum. 65 yaşında vardı sanırsam; sanırsam kendisi de bilmiyordu yaşını. Çok küçük yaşta evlendirilmiş işte, falan filan... Hikâye hep aynı... Kocası birkaç çocuktan sonra kumar borcu yüzünden kerhaneye satmış bunu. Oradan kaçmış. Zaten o kadar çirkindi ki, kerhanede iş yapamayışına şaşmamak lazım. Tekrar aynı adama gitmek yerine Ankara'ya kaçmış. E, o kadar güzel olmadığı için de kerhaneciler peşine düşmemiş. Keldi çünkü. Ne garip, ben de kelim aslında. Şampuan imalatçılarının aralarındaki yarışı, FI'de sezonun ilk yarışıymış gibi izlerim. Ve ölüm pek çok uzağımda.



Bunlar, hayatının en güzel yıllarıymış Alev’in. Zamanla sokaklarda, terminalde filan yatarken, otostopu öğreniyor. Böylece reperatuarını birazcık daha genişletiyor. Otostop orospuluğu yarışının rakip tarafında travestiler duruyor. Her maç final.Travesti kadınlar "bölgemizde biyolojik kadın istemiyoruz" diyerek aşağılardı bunu. Şu salak espri bir türlü eskiyemedi. "kan kovası…" Öyle derlerdi. Beriki de az oruspu değildi hani. "Ben onlar gibi değilim! Aslında orijinal kadınım!" diye bağırarak girerdi mezata. Çete tipi örgütlenip tekel hale getirmek dahil, her türlü rekabetin serbest olduğu piyasada onun silahı, buydu.

Ucubelerin kraliçesi Kel Alev travestilerin yanında "gerçek kadınım" diyerek ve çok ucuza çalışarak bir rekabet şansı aradı uzunca bir süre. Ölene kadar çalıştı ve sikildi. Artık davranışları, koliyle ilişkilenme biçimi filan, tam bir travestiye benzemişti. O amı olan bir travestiydi. Halbukisi travestiler maalesef biyoloji vergisi kadından pek hazzetmezler. Kendilerini aralarında dost kılan düşman o. Ama Kel Alev başka. Onun ucubeliği biyolojik kusurlarını örtmeye yetiyordu. Travestilerin içinde travestilik yarıştırması "abesle iştigal"den sayılmıyordu.

Neyse… Her oruspu gibi Kel Alev de aşk yaşadı. Herkesten daha cömert verdi. Öyle cömert verdi ki sevdiği, taptığı adamın 2 tane ticari damalı taksisi oldu. Ama bu, verdiği öteki şeylerin yanında hiç kalır. Adam Kel Alev'in öz kızını da sikti ve o kızdan da bir çocuk sahibi oldu. Böylece Kel Alev, kocasının çocuğunun anneannesi olma mutluluğunu tattı. Yüksünmeden kabullendi. Ondan ayrılmadı.

Erkekler Kel Alev'i sadece sikerlerdi. Hatta Kel Alev'in kızını bile sikerlerdi. Sikilerek yaşamayı öğrendi. Kabul etmediği zamanlar bu sikilme, tecavüz olarak bir yol buldu kendine. Biricik değerlisi, yavrusunu da sikilmekten esirgemedi. Bu, o kadar sıradışı bir durumdu ki, travestiler bile bu sayede ahlak taslama fırsatına kavuştu. “Kızını satan kadınla biz konuşmayız” dediler. Son 10 yıl içinde Kel Alev, travestilerin ahlakının bile ahlaksızı olarak damgalandı. Dışlandı.

Onunla selamı kesmeyen, konuşan Deli Selay, Kırık Gani gibi bir iki kişiden başka kimse kalmadı etrafında. Hiç kızını bile becerttiren bir kadınla konuşulur mu? Nerede görülmüş, duyulmuş? Azıcık haysiyet...

Aslında kendisi de çok utanırdı. "Yalan" derdi. Ha! Bir de oğlu vardı Kel Alev'in. Annesinin orospu olduğunu öğrenince her Türk erkeği gibi namusunu temizlemek istedi. 7-8 yıl oluyor, Kel Alevi bıçakla delik deşik etti. Kel Alev, uzunca bir süre komada kaldı ama ölmedi.

Tanıdığım en çok tecavüz edilen kadın oydu sanırsam. Bağırarak gelirdi caddede yanıma,

"Yine 4 kişi tecavüz etti paramı vermedi!..."

Aslında tecavüz edilmeye çok bozulmazdı. Dövmeseler, gasbetmeseler, bir de aldıkları yere bıraksalar, sanmıyorum, o kadar mesele etmeyecekti. Hayatı sikilmekten ibaret olduğu için tahammülü genişti. Ölene kadar sikilerek, satılarak çalıştı. Ne yaşamıştı ki dünyada? Sikilmekten, dövülmekten, satılmaktan, başka bir şeye fırsatı mı oldu?

Unutmadan, kolluk kuvvetleri, Kel Alev'e hiç tecavüz etmemiştir. Onlar sadece Kabahatler Kanunu icabı, ceza yazardı. Şanslıymış mı demeliyiz bilmiyorum ama kabahatli olduğu kesin. Zabıtlar var.

Sevgilisinin, kızının çocuğunun da babası oluşu, cenazeye katılımı epeyce azalttı. Bu sayede akraba-yı taallukat, iki kişiye sadeleştirilebiliyordu. Selay da ilave olmuş onlara, defnetmişler. Belediyenin imamı Kur’an filan okumuştur belki. Bilmem ki tek yapılan buydu herhalde… Ümit ederim morgta filan ölüseven birisiyle karşılaşmamıştır. İnsanın kaderi kendisiyle ölmüyor ki.

Allah Rahmet Eylesin Ucubelerin Kraliçesi Kel Alev…

Ben de dua hak getire. Bilmem. Eee, cenaze işlemleri filan bitmiş, para da gerekmez… Müsaade et, saygı duruşuna da kendi usüllerimle yapayım.
Previous Post
Next Post
Related Posts

Eylem Günlüğü